Eski bir saraydaydım. Öyle ihtişamlı bir yer değil ama böyle. Eski kalın duvarları var. Ben sarayın haşarı çocuğu. Çocuk dediysem, öyle çocuk değil, çocuksu ruhlu genç kız. Bir ara prenses olduğumu hissettim ama bu uzun sürmedi. Bir de harem hatırlıyorum. Böyle genç kızlar toplanmışlar, kimi ud çalıyor, kimi nakış yapıyor ama ben onların yanına gitmiyorum. Ben koridorlarda geziniyorum. Böyle kafeste gibiyim ama olduğum yerden memnunum. Özel hissediyorum kendimi. Aslında çok da özel değil. Çok çirkin bir adam var. Bana göz koymuş. Bayağı bir peşimden koşuyor. Ondan köşe bucak kaçıyorum. Sonra yorulmuş kaçmaktan. Vazgeçmiş. Bunu da yemekte yanında oturmamdan anlıyorum çünkü kaçmadığma göre adam durulmuş demektir yoksa kaçardım. Özel olduğumu hissediyorum dedim, hala hissediyorum ama bir tuhaflık var. Yemekte kimse bana özelmişim gibi davranmıyor. Pilav bitmiş mesela. Normalde pilav sevmem ama tabağımda pilav görmeyince tuhafıma gidiyor ama takmıyorum. Bir de yemeği yedikten sonra tabağımda sigara külü görüyorum. Özenilmemiş! Bunu da takmıyorum ama neden bana bu kadar kötü davranıldığını da merak ediyorum içimden.
Etiketler: ada adam sigara pilav prenses
Herşeyin yolunda gittiği bir dönemde çıkacak olan pürüzlerden korkunuz var. Bunun için kendinizi pek hazır hissetmeyebilirsiniz.
Yorum yazabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir. Lütfen buraya tıklayınız.


